1. Makaleler
  2. Yargı Kararları
  3. Sorular ve Cevaplar

Uluslararası Ticarette Akreditif Nedir?


Ülkemizde,özellikle bir sanayi şehri olan Kayserimizde bir çok şirket ihracaat ve ithalat yapmaktadır.Bu ihracaat ve ithalat dolayısıyla da ülkeler, hatta kıtalararası Ticaret meydana gelmekte olup, farklı milletlerin ticaretinde, karşı karşıya gelemeyen tacirler arasındaki güvensizliği ve itimatsızlığı ortadan kaldıracak ve tarafların riskini teminat altına alabilen bir ödeme yöntemine ihtiyaç duyulmuştur.

         Karşılıklı güvene ihtiyaç duyulmasının temel nedeni, tacirlerin farklı ülkelerde bulunmasıdır.Zira taraflardan biri alacağını elde edemeyebilir.Bu güveni en iyi sağlayabilecek ise hemen herkesin güvendiği kuruluş olan Bankalardır.

         Milletlerarası satım sözleşmelerinde satıcı, satış bedelini almadan, satılan malı yurtdışına göndermek istemez.Alıcı da kendi ülkesine mal gelmeden satış bedelini ödemek istemez.İşte alıcı ve satıcı arasındaki bu güvensizliği Bankalar ortadan kaldırır.

         Alıcının tayin ettiği banka satılan mallara tasarruf sağlayan belgeler karşılığında ödeme yapmayı üstlenir.Böylece alıcı ile banka arasında satıcının sunacağı belgeleri kontrol ederek, satış bedelini ödeme yükümlülüğü doğuran bir sözleşme yapılır.Bu sözleşmeye Uluslararası Ticaret Teamüllerine göre AKREDİTİF denilmektedir.

         AKREDİTİF Yargıtay tarafından şu şekilde tanımlanmaktadır. “Akreditif, mal satın almış bir kimsenin banka ile yapmış olduğu anlaşma üzerine o bankanın belli belgelerin satıcı tarafından ibrazı karşılığında bu satıcıya satış parasının ödenmesini hedef tutan bir akittir.” Daha basit bir anlatımla Akreditif, ithalatçı ile akreditif bankası arasında yapılan bir sözleşmedir.Böylece akreditifte üçlü bir ilişki doğmaktadır.İthalatçı, Akreditif Bankası, İhracatçı. Akreditif Bankası,genellikle ithalatçının ülkesinde bulunan ve müşterisi olduğu bir bankadır.Bu bankada, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmek için ihracatçının ülkesinde bulunan bir banka ile anlaşır.

         Şu da belirtilmelidir ki; Akreditifin mutlaka milletlerarası ticarette açılması söz konusu değildir.Aynı ülkede bulunan alıcı ve satıcılar da satış akdinin ifasını akreditif yoluyla gerçekleştirebilirler.Ancak Akreditif en fazla Uluslararası Ticarette kullanılmaktadır.

         Akreditifin, taraflardan her ikisi içinde sağladığı büyük avantajlar vardır. Öncelikle ihracatçı açısından sağladığı en büyük avantaj,başka bir ülkede bulunan ithalatçının üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirip getirmeyeceği konusundaki şüpheleri ortadan kaldırmasıdır.Çünkü burada bedelin ödenmesi hususunda akreditif açılan bankanın garantisi söz konusudur.İthalatçının ödemeyi yapmaması durumunda akreditif bankası, daha önceden kendisine yeterli teminat sağlanmış olduğundan, ihracatçıya gereken ödemeyi yapar.

         İthalatçıya sağladığı yarara gelince; Akreditif Bankasının, Akreditif şartlarında belirlenen belgeleri almadan ihracatçıya ödeme yapmaması, ithalatçı açısından bir güvencedir.

Peki AKREDİTİF Nedeniyle Bir İhtilaf Çıkması Halinde Bu Uyuşmazlığı Hangi Yer Hukukuna Göre Çözeceğiz?

         Yabancılık unsuru taşıyan olaylarda hangi devletin mahkemelerinin yetkili olduğu Milletlerarası Yetki Kavramı ile ifade edilmektedir.Bu husus çoğu zaman uyuşmazlıkların çözümü bakımından sorun çıkarmaktadır.

         Sorunun çözümü bakımından iki unsur tespit edilmelidir.Öncelikle taraflar akrediften doğacak ihtilaflarda Türk Mahkemelerinin yetkili olduğunu açıkça kabul etmişlerse Türk Mahkemelerinin yer itibariyle yetkisinin bulunmadığı dolayısıyla milletlerarası yetkinin de doğmadığı hallerde dahi bu yetki anlaşması geçerli olacaktır.Diğer bir yönüyle ise Akreditifin yabancı bir devlet hukukuna tabi olacağı belirtiliyorsa genellikle aynı yabancı devletin mahkemeleri de yetkili kılınabilir.

         Eğer taraflar arasında davaya bakacak mahkeme konusunda bir yetki anlaşması bulunmuyorsa,akreditiflerde Milletlerarası Ticaret Odası yeksenak kurallarına atıfla yetinilmekte,ihtilaf halinde yetkili hukukun hangisi olacağı hususuna değinilmemektedir.Fakat biz burada HMK hükümlerine  göre uyuşmazlığı çözüm yoluna gitmeliyiz.Hukuk Muhakemeleri Kanunu 10.md.si ise, sözleşmelerle ilgili bir yetki maddesidir.Bu maddeye göre “ Sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa olunacağı yer mahkemesi de yetkilidir.”

         Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki; Akreditif, Uluslararası Ticaret Yapan Şirketlerin ve Kuruluşların kendilerini karşılıklı sorumlulukların yerine getirilmesi  bakımından garanti altına almaları için başvurulacak en güvenilir yoldur.

                                                                                  

Avukat Süleyman TOPAK